ERP

Rekabetçi ve Büyüyen Şirketin Şifreleri – Türkiye Turu kapsamında hazırlanan “ERP Proje Yöneticisinin Bilmesi Gerekenler” isimli seminer 2 Nisan Salı Günü Bostancı Green Park Otelinde gerçekleşti.

Göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederim. Bir sonraki toplantımızda görüşmek üzere.

Tags:

ERP sistemleri bilgi yönetimini sağlamayı hedefler. Şirketinizi emir – komuta düzeninde yönetebiliyor, sabah geldiğinizde bir bakışta ne olup bittiğini anlayabiliyor, her şeyin size sorulmasını arzu ediyor, belli bir büyüklüğün üzerine çıkmak istemiyor, ailenizden kimseye devretmeyecek, satmayı düşünmeyecek, kayıplarınızı kat kat karşılayacak kadar kazançlı bir işe sahipseniz, içinde bulunduğunuz tedarik zinciri sizi hiç bir şeye mecbur etmiyor ise sizin ne ERP sistemine ne de başka bir yönetim aracına ihtiyacınız olmayabilir.


Evet, eğer bazı şeyler umrunuzda değil ise veya bireysel ustalığa dayanan bir işiniz var ise, örneğin bir ressam veya kapısında sıra oluşan bir ızgaracı iseniz yönetim düzenleri, operasyonel iyileştirmelerin sizin ilgi alanınızın dışında olması çok normaldir. Çünkü rekabet ve değişmekte olan iş ortamının dışındasınız; ne mutlu size.

Ama çoğumuz bu durumda değiliz. Şirketimizi daha hızlı çalışmaya zorlayan müşterilerimiz, benzer ürünü bizden daha az fiyat ile satmaya razı rakiplerimiz, içinde bulunduğumuz tedarik zincirinin bizden beklediği iş yapma biçimi ve kurallara uyum sağlamış olmak karar verme sistemimizin üzerinde baskı oluşturur. İşte bu baskı şirketimizi eskiden olduğu gibi emir – komuta ile yönetebilmemizi imkansız hale getirir. Bundan sonra “bilgi ile yönetilen bir şirket olmalıyız” gerçeği farklı isimler veya yöntemler ile kapımızı çalar.

Şirketiniz nasıl ayakta kalacak

Şirketinizin ayakta kalması, yaşamını başarı ile sürdürebilmesi için iki eksende çalışması gerekir :

1. Stratejik planlama, rekabet stratejisi ve pazarlama stratejisi
2. Operasyonel iyileştirme ve bilgi yönetimi

ERP sistemleri operasyonel iyileştirme ve bilgi yönetimi kategorisine giren faaliyetlerde, özellikle bilgi yönetiminde kullanılması gereken araçtır. Elbette üzerinde konuşulması gereken oldukça fazla sayıda yöntem ve uygulama var; ancak bunların hiç birisi “bilgi yönetimi” konusuna ERP kadar katkıda bulunmaz. Dolayısı ile ERP sistemi şirketin bilgi sisteminin omurgasını oluşturur, bu nedenle kritiktir.

Şirketinizin rekabet gücü bilgi ile çalışıp çalışmamasına bağlıdır

Şirketinizin bilgi ile çalışıp çalışmadığını anlamak için iki göstergeye bakabilirsiniz.

1. Organizasyonunuzun hiyerarşik derinliği.

Şirketinizde üst yönetimden aşağıya doğru kaç seviye oluştuğuna bakmalısınız. Bilgi ile çalışan bir şirket iseniz hem çok derin olmamanız gerekir hem de “nasıl azaltılır” projelerinin gündemde olmaları beklenir. Örneğin yüzlerce kişinin aynı anda performans sergilediği senfoni orkestraları iki seviyedir, orkestra şefi ve müzisyenler.

2. Çalışanların etraflarından aldıkları sinyal ve geri besleme ile kendi performanslarını düzenleyebilmesi.

Çalışanlarınız emir almayı ve şöyle yap denmesini beklemeden harekete geçip kendi yapmakta oldukları işleri iyileştirebiliyor ve değişen şartlara ayak uydurabiliyor ise şirketiniz bilgiyi kullanabiliyor demektir.

Verimli ve hızlı olabilmek için yassılaşmak bir çözümdür

Bilgisayarları ve ERP sistemlerini daha etkin kullandıkça şirketlerin hiyerarşik derinliği de azaldı, yassılaştılar.

Peki bu nasıl gerçekleşti ?

Klasik ve eski örgüt yapısı içinde bulunan yöneticiler karar verici olmak yerine akışı yönlendiren insanlardır. Yukarıdan gelen komutu sistemin içine “iterek” gerçekleşmesini sağlama görevini yerine getirirler. Bu işi bilgisayarlar daha iyi yapabilir hale geldikçe bu tür yöneticilere gerek kalmadı. Süreçler yenilendi, kısaltıldı, içine bilgisayar kontrolu, merkezi izleyebilme imkanları yerleştirildi.

Örneğin bugün merkezde oturan birisi yüzlerce kişinin yapması gereken işleri, gecikenleri, bitenleri, yeni problemleri izleyebilir. Bilgisayarlar bunların arasında önemli olanları süzebilir, işi yapması gerekenler ihtiyaç duydukları bilgiye anında ulaşarak “işin gereğine” karar verebilir. ERP ile şirketlerin önüne açılan yassılaşma imkanı, onları daha az insanla daha hızlı çalışabilen organizasyonlar haline getirdi.

Elbette herkesi değil, şirketini bilgi ile yönetmeyi strateji olarak benimseyenleri.

Artan rekabet ve zorlayıcı koşullar ERP sistemlerine olan ilgiyi arttırmaya devam  edecek

Herşeyin ortaya çıkmasını sağlayan bir süreç vardır, en azından biz böyle biliyoruz.

Bugün içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar herkesi daha az kaynak kullanarak daha çok iş yapmanın yolunu bulmaya mecbur ettiği için ERP uygulamaları ortaya çıkmıştı. Maliyet azaltma, müşteriye çabuk cevap verebilme, büyük şirketleri az sayıda insan ile yönetebilme isteği arttıkça ERP sistemlerine olan ihtiyaç da artmaya devam edecek; giderek daha çok çalışan tarafından coğrafya bağımsız kullanılabilmesi, kolay anlaşılıp öğrenilebilmesi, az ve öz raporlar üretebilmesi, gerektiğinde en alt detaya hızlı inebilmesi kapsadığı alanı genişletecektir.

Ülkemizde ERP sistemlerinin önemini arttıran ek bir durum da şirketlerimizin hangi evreyi yaşamakta oldukları ile ilgili. Tıpkı ilk okulda kompozisyon yazarken tekrarlanan giriş – gelişme – sonuç şablonu gibi şirketlerin de hayatında şablonlar vardır. Kurucular belli bir yaşa geldiklerinde veya şirketleri belli bir olgunluğa ulaştığında bazı yönetimsel değişiklikler gündeme gelir. Türkiye’de 1985 – 1995 döneminde çok sayıda girişim gerçekleşmişti ve şimdi onlar 15-30  yaş dönemlerinde, dolayısı ile bu yıllar değişim yılları olacaktır. Şirketler nesil veya el değiştirecek, yeni yönetimler yeni araçlar ve imkanlar peşinde koşacak.

ERP sistemleri niçin yeni yöneticilerin öncelik listesinde olmalı ?

1. ERP (Kurumsal Kaynak Planlaması) sistemi şirketin iş akışını yönlendirebilecek en temel araçtır. Oluşturulan bilgi sistemi sayesinde işinizi daha doğru ve daha hızlı gerçekleştirebilir, daha az emek harcayarak standartlarınızı koruyabilirsiniz. Bu sayede zor zamanları daha az yara alarak iyi zamanları ise yüksek büyüme temposu ile geçirmeniz mümkün olur.

2. ERP sistemi kullanmayan şirketlerde herkes başının çaresine bakacağı için bilgi adacıkları oluşur, bir biri ile anlaşamayan bilgisayar programları ortalığı sarar. ERP bu gelişmeye engel olur.

3. ERP sistemi şirketin büyümesini daha sorunsuz hale getirir. Birden fazla noktada aynı anda iş yapabilmenizi sağlar.

4. ERP sistemi yöneticilerin listesinde olmaz ise bilgi işlemin listesine girer. Bu şekilde şirketin başarılı bir ERP uygulaması gerçekleştirmesi çok zordur, ERP herkesin işi olmalıdır.

5. Başka türlü bilgiye ve ilişkilerine ulaşamazsınız halbuki şirketinizi bilgi ile yönetecek iseniz önce bilgiye ulaşmanız gerekir.

Geçenlerde buna benzer bir soru aldım.

Yaptığım basit matematiği paylaşmak isterim.

Yaklaşık 10000 şirket (ufaklı büyüklü) ERP veya benzeri entegrasyon niteliklerine sahip yazılım kullanmaya aday, hatta kullansa iyi olur.

Bunların yine yaklaşık olarak 2500 tanesi isminde ERP geçen bir yazılıma sahip.

Ortalama hayata geçmiş olma oranı ise % 50.

Bir ERP projesini uygulamaya geçiş ve geliştirme olarak ikiye bölebilirsiniz. İlk safha 3-6 ay sürmesi gerekirken nedense 18-36 ay sürüyor, geliştirme ise sürmesi gereken bir iş.

ERP projeleri biraz kapsamlı ve emek yoğun olduğu için en az 1 ve büyüklüğüne göre daha fazla proje lideri / yöneticisine ihtiyaç duyar.

Bu kişilerin bir kısmı yarı zamanlı bazıları ise tam zamanlı olarak bu işle ilgilenirler.

ERP Projelerinde 3 tip insan olması fena olmaz.

- Proje Yöneticisi (içeriden veya dışarıdan olabilir)

- İş Danışmanları (içeriden veya dışarıdan olabilir)

- Lider kullanıcılar (içeriden)

En ufak bir projede (örneğin 10 kullanıcılı bir sistem) bile 1 kişi yetmez, haydi biz ona 1,5 diyelim. Biraz daha fazla kullanıcı olduğunda (örneğin 20 – 50 kullanıcılı sistem) bu sayı 3 – 5 aralığına yükselir. Bu sayılara elbette Lider Kullanıcılar dahil değil.

Şimdi biraz çarpma bölme yapalım.

Ortalama 2,5 – 3 kişi, 2 yıl ve 10000 şirket düşünürsek ortaya 3 * 2 * 10000 = 60 000 Adam / Yıl ihtiyacı çıkar.

Elbette projelerin hepsi aynı anda başlamayacak ama 10 yıl içinde bu şirketlerin yarısının bu işe girişeceğini düşünelim. Bu bizi ;

60 000 / 2 = 30 000 Adam yıl >>> 3 000 Adam sayısına ulaştırır.

Bu sayı proje bittikçe bitirenlerin diğerine devam ettiği durumda geçerli ve bu tam doğru değil. Büyük bir kısmı o şirketlerin içinde devam edeceklerdir. Eğer bu kişilerin şirketlerde çalışma sürelerini 2 yıldan 5 yıla çıkartır iseniz bakın ortaya ne çıkıyor.

3 * 5 * 10000 / 2 = 75 000 >>> 7 500 Adam ihtiyacı var.

Benim yaptığım hesabı başka türlü yapabilir, varsayımlarımı iyimser veya kötümser bulabilirsiniz.  Yıllardır bu işi yaparak para kazanan birisi olarak durumun değişeceğini pek düşünmüyorum, eğrisi doğrusuna gelir yine hesap buna benzeyen bir yere ulaşır.

Bu kimliğe sahip kişiler olmaz ise durum bugün olduğu gibi olur, peki böyle devam eder mi ?

Eder, çünkü tabiat bizi yukarıya itmek için özel bir çaba göstermez. Biz ve şirketlerimiz bu duruma adapte olmalı ve çareler bulmalıyız. Dolayısı ile bilgi sistemini kuramayanlar gider yerine başkaları gelir, onlar da kuramaz ise onlar da gider.

Bu gelip – gitme ülkemizin rekabetçi gücünü azaltacak ama firmalar kendi güncel sorunlarından ötürü elbette bunu hiç bir zaman dikkate almayacaklardır.

Bu alanı girişimciler ve iş konularına ilgi duyan, analitik düşünebilen, insan ilişkileri güçlü gençler için bir potansiyel olarak görüyorum.

Katkılarınızı bekliyorum …

Not : Hesap yaparken şu anda ERP Yazılımı satın almış gibi gözüken 2500 firmayı yok kabul ettim. Bunun sebebi bir çoğunun bu işi tekrar yapmak durumunda olmaları ile 10000 sayısının biraz daha fazla olabileceğinden. Zaten sonuç 7 500 olsa ne olur 6 000 olsa ne değişir. Ben bir okul fizibilitesi yapmıyorum ki !

Benim çocukluğumda (40 yıl kadar önce) bilgisayarlardan süper işler beklenirdi. Filmlerde bol ampüllü kutuların bazen dünyayı yönetmeye çalıştığını, bazen onları ele geçirmek için büyük mücadele veren insanları seyrettik.

Sonraları bilgisayarların dünyayı yönetmek yerine oyun oynamak için çok iyi olduklarını anladık. Bu arada şirketlerimizin rutin işlerini, araştırma çalışmalarının yoğun işlemlerini çok iyi yapabildiklerini öğrendik. Dünyayı yönetmek işini şimdilik yapamayacaklarına karar verdik.

(Turist Ömer ve kompiter arasında geçenleri gençler bilmez ama bence bilseler iyi olur …)

Artık bilgisayarların dünyayı yöneteceğini konuşmuyoruz, arkalarında bulunan elektrik fişi buna engel, çekince durması şimdilik en önemli çıkmazı.

Ancak sağladığı analiz çabukluğu orta kademe yöneticilere olanı biteni daha hızlı anlamalarını, günlük işlemlerin daha hızlı ve hatasız olmalarını sağlıyor, insanların her an bir birlerine ulaşabilmesini gerçekleştiriyor. Bu imkanlar iş kavramlarını elbette etkiledi, iş dünyasında bilgi kullanımı ile iş yapma biçimi değişti, şirketler bir birlerinin bilgi sistemlerinden faydalanmaya ve bu nedenle operasyonlarını daha az insan saati kullanarak gerçekleştirmeye başladılar.

Dolayısı ile bilgi sistemi olmayan veya paylaşamayan şirketler bir süre içinde değişime uğramak zorunda …

Yarının şirketleri daha yalın, süreçlerin daha kısa tasarlandığı (uzun yapanlar sahneyi terk edecektir) yerler olacak. Bu sayede hiyerarşik derinlik azalacak, yönetenler aynı zamanda bilgiyi kullanma konusunda ustalaşmış olacaklardır, ustalaşmayanlar ya daha ucuza çalışan, daha az kazanan konuma geçecekler ya da iş dünyasından çıkacaklar.

ERP Proje Yöneticisi olarak konuyu hiç bilmeyen ama boş vakti olan, hatta okuldan henüz çıkmış olan gençlerin tercih edilmesine çok rastlanır.

Bu tekniğe sobeleme diyoruz.

Şirketin tecrübeli çalışanları bu işi onu ve şirketi hiç bilmeyen birisine devrederek o kişiye olan güvenlerini gösterirken diğer yandan başlarından iş savuşturma konusunda bir adım daha ilerlemiş olacaklardır.

Eskiden (bazen hala daha) yazılımın kaynak kodlarını veriyor musunuz diye sorulurdu. Cevabın ne olmasını isterdiniz ?

Çoğunlukla bu işten anlamayanlar “elbette açık olsun, kodları almak iyi bir güvence olur” diye düşünür. İşte böyle düşünenler için açık kaynak kodlu ERP (Enterprise Resource Planning – Kurumsal Kaynak Planlama) yazılımları artık bir iki tuş mesafesinde. Peki kullanılıyorlar mı ?

Açıkçası ben hiç gözümle görmedim ancak bir keresinde bir şirkette kullanıldığını duydum bir keresinde de bir Türk firmasının bu işe giriştiğini duyunca merak edip ziyaret etmiştim (firma şu anda yok).

Bu tip ERP uygulamaları ne ülkemizde ne de dünyada bir türlü ana yola çıkamadılar, bazı meraklı veya fırsat bulduğunu düşünen firmanın dışında bir iki örneğin ötesine geçilemedi. Hem bedava hem de geliştirme imkanını kullanıcıya aktaran bu öneri niçin talep görmedi ?

ERP yazılımı normal bir kullanıcının kendi başına çözümleyebileceği bir konu değildir

Düşünülenin aksine kodları almak bir işe yaramaz (sadece bu işle profesyonel olarak uğraşan ve çok vakti olanlar için belki) çünkü oldukça fazla ve karışık olacaktır. Program yazan bir arkadaşınıza şunu sorabilirsiniz  “başkasının yazdığını düzeltmek mi yoksa yeniden yazmak mı” diye … cevap muhtemelen “yeniden yazmak” olacaktır.

Eğer kodlar ve dökümantasyon eksiksiz, çok anlaşılır ve ekip çok kuvvetli ise (bunların yan yana gelmesi zor) belki !

Göründüğünden daha pahalı, başladıktan bir süre sonra bu anlaşıldı …

Ne kadar kaynağınız var diye sorarak başlayayım. Eğer bir KOBİ iseniz ve siz program yazmıyor iseniz unutun gitsin. Eğer şirketinizin ihtiyacı en azından orta kategori bir ERP ise şöyle düşünmek hatalı olmaz:

Uygun bir ekip ile baştan yazmanız yaklaşık 4-5 yıl sürer, açık bir kod bulup devamını getirmeniz de yaklaşık o kadar sürer … Maliyetini siz hesaplayın.

ERP uygulamaları alınan değil satılan uygulamalar

ERP uygulaması seçmek ve almak için tecrübe gerekiyor, uzman bir satıcı tarafından cevaplanması gereken bir dizi soru ve sorun var. Bu konuda çalışan firmaların çok para harcadıkları satış, pazarlama, danışmanlık ekipleri var. Açık kaynak kodu ile uğraşanların ise yok. Bu durumda şansları nerede ise kalmamış oluyor.

İş dünyası paylaşmayı sevmiyor hatta istemiyor

Açık kaynak kodu dünyasında geliştirileni paylaşmak temel davranış biçimidir.  Bu model, geliştiricilerin geliştiriciler için kod geliştirdiğinde çalıştı. Çünkü bu insanlar için önemli olan geliştirmek, paylaşmak, tanınmak ve bir grubun üyesi olabilmekti. Ancak iş dünyası için bu böyle değil. Hatta geliştirdiklerinin öğrenilmemesi için çalışan bu insanların dünyasına hitap eden ERP uygulamaları bu kanalı kullanamadı.

Aslında kimse uğraşmak istemiyor, büyük şirketlerde bu sorumluluğu almak daha da güç

Herkes işini yapmak istiyor, normal bir şirketin işi de ERP yazmak değildir. Diğer yandan büyük bir şirkette bu işe kim karar verecek ? Bir ERP danışmanı mı, şirketin IT Müdürü mü, CEO’su mu, sahibimi, hissedarları mı …

Ancak bu işin kural seti değişirse her şey değişebilir, bunu bize zaman gösterecek …

Ben yıllarca yazılım ve ERP işi ile uğraşmış birisiyim (halen devam ediyor), ticari yazılım konusunda ise ilk yazılım şirketini kuran iki kişiden birisiyim (1980, iki kişiydik, parasızdık ve okulu yeni bitirmiştik). Benim fikrim bu işin ana kural seti diğer bir deyim ile paradigması değişmeden bu işin olamayacağı, değiştiğinde de bu yönde mi değişecek yoksa başka yönde mi diye sorarsanız bence bu yön kapalı. Böyle düşünmemin temel sebebi ise bu yolun zahmetli ve uzman gerektiriyor olması. Peki ERP paradigması hangi yönde değişecek veya değişebilir … Yorumlarınızı bekliyorum …

ERP projesi başarı ile tamamlanmadı çünkü …

- Yönetim işin arkasında durmadı

- Alışkanlıkları yenemedik

- Yolun yarısında ekip değişti

- Seçilen yazılım hatalıydı

vs … vs …

ERP projeleri bir çok proje gibi doğru yönlendirilmesi ve yönetilmesi gereken bir çalışmadır. İçinde çok sayıda aksiyon, yapılması gereken iş vardır.

Yukarıda yazılanlar bence birer gerekçe değil birer bahanedir. Çoğu kez projenin başarılı olamayacağı 5 dakikalık bir inceleme ile ortaya çıkartılabilir. Hadi 5 dakika olmasında da 1 gün olsun !

Mantıklı bir inceleme ve günün sonunda mevcut koşullar altında ERP projesinin başına ne geleceği bence belli olabilir ama bunu yapacak olanların kabul etmesi ve doğru aksiyonları izlemeleri vakit alır. İşte bu süreç projeyi başarısız sonuna doğru sürükler.

Sizce bu durumda proje başarısızlık için planlanmış olmuyor mu ?

ERP projelerinde direnç işin doğasında vardır

ERP projeleri şirketinizin “iş yapma” şeklini, teknik tabiri ile “iş süreçlerinizi” değiştirmeye talip olduğu için doğal olarak bir direnç ile karşılaşırlar.

ERP proje yöneticileri projenin teknik veya finansal kısımlarından çok teknik olmayan, insanlar ile ilgili olan konulara eğilmezler ise projenin başarılı olma şansı çok değildir. “ERP yazılımı aldık ama kullanamadık” şeklinde ifade edilen sonuç cümlesinin arkasında çoğunlukla teknik ayrıntılara boğulmuş, çalışma ortamını dikkate almamış tercihler ve yaklaşımlar bulunur. Başarı elde edilecek ise bunu insanlar gerçekleştirecektir.

Başarılı olmak isteyen ERP Proje Takımı işin içindeki herkes ile yüz yüze konuşur (e-mail aracılığı ile değil) ve hedefleri beraber tespit edebilir ise proje hiç bir önemli direnç ile karşılaşmaz.

Değişiklikleri yukarıdan aşağıya itmek veya en aşağıdan geliştirerek yukarı doğru çekmek yerine yalınlaştırmak, evrensel hedefler etrafında görüş birliği sağlayarak hem biraz itmek hem de biraz çekmek en iyisidir.


Başarısız olursanız bunun sebebi direnç değildir

Her ERP projesine karşı çalışanlar direnç gösterebilir, sorun direnç değil onun nasıl yönetildiğidir. Proje yöneticisi bu direnci herkesle konuşarak, onların endişelerini dinleyerek, söyleyemedikleri korkuları algılayıp çözüm üreterek aşabilir.


Temel olarak 2 farklı direnç türü ile karşılaşılır.

1. Değişim fikrinin kendisine gösterilen direnç :

Uygulayıcılar gösterilen direncin en çok bu şekilde olduğuna inanırlar. Eğer gerçekten direnç değişim fikrinin kendisine ise ve arkasında gizli bir konu yok ise çok önemli bir sonuç yaratmaz. İnsanlar değişime bir çok sebepten dolayı direnebilirler, örneğin

- sizin ne yapmak istediğinizi anlamamış olabilirler,
- yapılmak istenen şeyin niçin önemli olduğunu bilmiyorlardır,
- mevcut durumun devamına inanıyor olabilirler,
- sizin bu işi yapabilip yapamayacağınızı sorguluyor olabilirler,
- şirketin geleceğine ait kendi fikirleri vardır.

Eğer direncin sebebi bunlar ise konuyu sakince açıklamak, soruları açık yüreklilik ile cevaplandırmak yeterli olacaktır. Ancak eğer gerçek sebep bunlar değil ve daha derin bir direnç var ise bu yaklaşım şekli yetersiz kalır.

Değişim projelerini yürütme durumunda olanların çoğu ve genel kurumsal yaklaşım yapılacak bir sunum sonrası fikirlerinin büyük tezahürat eşliğinde destek bulacağını varsayar. Ancak direnç derinden geliyor ise böyle olmaz, hatta bu şekilde yaklaşmak çözümü iyice güçleştirebilir ve sistem içinde “ötekiler” dalgası bile yaratabilir.

Bu nedenle direç ile karşılaşıldığında doğrudan ve yüz yüze yöntemler kullanarak müdahale etmek, sorulamayan soruları cevaplandırabilmek gereklidir.

2. Daha derin sebepler :

Bu direnç türünün kaynağı entellektüel veya teknik değil tamamen kişiseldir. Çalışanların işlerini veya statülerini kaybetme korkusu, kariyerlerinin risk altında olduğunu düşünmeleri çok kuvvetli bir direnç yaratır. Direç kaynağının bu olduğunu anket veya toplantılar ile keşfetmeniz güçtür. Onun yerine birebir görüşme ve bu tür kişileri değişim projesinin parçası, görevlisi haline getirmek sorunun çözülmesine yardımcı olur.
ERP proje yöneticisi insanların ne söylediğini dikkatle dinlediği, sorulara açık olduğu sürece hem direnç azalır hem de gerçek sebepleri anlamak kolaylaşır.


“Şimdi Ne Olacak ?” yöntemini deneyebilirsiniz

ERP projelerinde direnç ilk başta gösterilmeyebilir, çalışma ilerledikçe ortaya çıkabilir. Bunun nedeni başlangıçta insanların neyle karşı karşıya olduklarını bilmemeleridir.

Grup olarak muhtemel problemleri veya başarısızlık olasılıklarını listeleyerek herhangi biri başınıza geldiğinde ne yapabileceğinizi tartışmış olmanız hem öğreticidir hem de oluşabilecek olan direnci engelleyici etki yapar.

İnsanlar değişime direnirler, bunu öngörmeli ve doğal karşılamalısınız. Çaresi açık yüreklilikle onlarla konuşmak, olası sorunları önceden tartışmak, herkesin çözüm yolları için katkı yapabileceği ortamı sağlamaktır.

Öncelikle anketi cevaplayan herkese teşekkür ederim. Ankete vermiş olduğunuz cevaplar benim gözlerimle de örtüşüyor ve pazarın yeniden tarif edilmesinin gerektiğini ortaya koyuyor. Bu konuya sonra değinmek üzere önce sonuçları sizinle paylaşmak istiyorum.

Anketimizde iki soru ve bir de bana iletmek istediğiniz bir mesajı yazabileceğiniz kısım vardı.

İlk sorumuz bir ERP yazılımınızın olup olmadığı idi …

Katılanların % 78′si bir ERP yazılımı kullanmakta olduğunu belirtmiş.

Bunu takiben ERP yazılımı kullanmayanların niçin kullanmadıklarını açıklamalarını rica etmiştim. Bu bölüme verilen cevaplar ise şöyle :

- Yönetim ne işe yaradığını bilmiyor, yatırım yapmıyor

- Pahalı, bütçemiz yok

- İşimiz çok özel, kendimize uygun olanı bulamadık

- Biz o kadar büyük değiliz

- Başarılı olacağımızı kimse garanti edemedi / gösteremedi

- Arkadaşlarım kullanıyor ama şikayetçiler

İkinci sorumuz “Aynı Yazılımı Tekrar Seçer miydiniz” şeklinde idi

Bu sorumuzun cevabı ise % 45 Hayır % 55 Evet çıktı … Ancak “Evet” diyenlerin bir kısmı yazılımı kendisi yazan şirketler.

Eğer bu cevapları değerlendirme dışında bırakırsam Evet – Hayır dengesi yaklaşık % 50 – 50 oluyor.

Bu ortalamayı istediğiniz gibi okuyabilirsiniz. Kullananların yarısı “ben tekrar  aynısını almam” diyor, diğer yarısı ise “tekrar alırım diyor”.

Şimdi gelelim alırım diyenler niçin tekrar alıyorlar :

- Yazılımımız entegrasyon sağlıyor, iş akışlarımız düzgün çalışıyor

- Kullanıcılarımız başarılı, aslında bize ne olsa fark etmez

- Uyarlama çalışmamız başarılı geçti

- Esnek ve yeni geliştirmeye açık

- Kendimiz yazdık, istediğimiz gibi oldu (Aynı sebep seçmezdim bölümünde de var, demek ki her yazan hedefi bulamıyor)

Peki tekrar almayacak olanlar niçin bu kararı veriyorlar :

- Gelen danışmanlar yeni mezun olmuş, tecrübesiz kişiler (ben bu arkadaşlara danışman demezdim ama ifade böyle)

- Destek yetersiz

- Program karışık

- Destek ücretleri pahalı

- Bize özel yazılmış ama ihtiyacımızı karşılamıyor

- Yazılımımız değişime ayak uyduramamış

- Sağladığı entegrasyon yeterli değil

Bu anket hangi ip uçlarını veriyor ?

Sonuçları değerlendirirken elbette bana yazılmış olan notları, bir çok kişinin detaylı paylaşmış olduğu düşüncelerini de dikkate alacağım.

Öncelikle tekrar alırım – almam orantısının tutarlı olduğunu, daha önce yapılmış telefon anketleri ile uyum içinde olduğunu söyleyebilirim.

Cevapları açıklamaları ile beraber okuduğumda ise “tekrar alırım” diyenlerin bu işe daha fazla kaynak ayırmış ve çalışmış şirketler olduğunu, cevaplarda bir kaç kez tekrar edildiği gibi “kullanıcılarımız başarılıdır, bize ne olsa fark etmez” unsurunun önemli bir konu olduğunu belirtmek isterim. Tekrar almam diyen grupta bunun tam tersi ifadeler olması bu düşüncemi bence destekliyor çünkü şu ifadeye çok rastlanıyor “kullanıcılar bilgisiz ve yetersiz”.

Aslında bu söylem ERP satıcıları arasında da konuşulan bir konudur, başarısızlığa gerekçe ararken kullanıcıların “bilgisiz”, “bilinçsiz” olduklarına sıklıkla dem vurulur. Peki bu ne kadar doğru ?

Bana iletilen notların arasında bir arkadaşımız diyor ki “ERP satıcıları kullanıcılara suç bulacaklarına kendilerine baksınlar, hiç mi onların suçu yok”.

Anket her iki tarafında haklı olduğunu gösteriyor çünkü “kullanıcıların insiyatifi başarı için önemli bir faktör” ancak bunun yanında ERP firmalarının sağladığı destek sorgulanması gereken bir konu. Kısacası Nasreddin Hoca’nın dediği gibi “sen de haklısın” durumu var.

Diğer yandan memnunum diyenlerin bir kısmı “kendileri yazdıkları için” olduğunu söylerken memnun olmayanların arasında da “kendileri yazanların” bulunması içeride yazıyor olmanın sonucu garanti etmediğini gösteriyor. Bir ERP yazılımını yazmak (piyasa koşullarına göre ERP denebilecek kapsamda) yaklaşık 5 sene sürer. Bunun olabilmesi için ise aynı ekibi korumanız ve bir çok aksiliğe de göğüs germeniz gerekir. Kısacası kolay değildir. Bir yazılım hiç bir zaman bitmeyeceği için bir süre sonra aşınması, ekibin dağılması, teknolojik yeniliklerin başlangıçta ki gibi izlenmemesi giderek memnuniyetsizliği yaygınlaştıracaktır. Kısacası “kendim yazdım, yazdırdım ve memnunum” diyenlerin kaç yıllık bir geçmişe sahip oldukları önemli bir unsurdur.

Benim bildiğim bir başka veri ise şöyle … Bundan 6-7 sene öncesinde İlk 500 firma içinde “Özel Yazılım” % 35 civarında bir orantıya sahip iken her geçen gün sayılarının azaldığıdır. Bunu çevrenizde bulunan kişiler ile konuştuğunuzda da kolaylıkla teşhis edebilirsiniz.

Yönetimlerin veya şirket sahiplerinin ERP konusunu anlamamalarını ben anlayabiliyorum, çünkü işler devam ediyor, üretim sürüyor, faturalar kesiliyor … Niçin ve neden ERP yazılımı alınsın ki ?

Gerçektende ERP yazılımlarını bedava bile verseniz bugün bir çok işletme kullanmamayı seçecektir, dolayısı ile bence konu fiyatı veya desteğin pahalı olması değil (pahalı da olabilirler ama bence asıl neden bu değil) iş ortamının bir çok nedenden ötürü buna uygun olmamasındandır … İşte benim bulabildiğim sebepler :

- İlk ve en önemli sebep iş yapma alışkanlığımız, insanlarımız ve şirketlerimiz uygulamaya dönük, eyleme dönük konulara daha çok ilgi duyuyor. Prosedür, kural, iş planlama gibi konular bize biraz uzak olabiliyor. Bunun için zorlayıcı sebeplere ihtiyacımız var ve yönetimler bunu tek başlarına organize edemiyorlar (çünkü kendilerinin de prosedürler ile araları iyi değil).

- Çoğu şirket problemleri savuştururken enerjisini kaybediyor, bir düzen kurmayı işlerin yavaşlayacağı bir döneme erteliyor, işler yavaşlayınca da ne gerek var deniyor.

- Hazır iş gücü yok veya yetişen kişileri elinde tutamama korkusu var.

- Bilginin paylaşılması ve bilinmesi her zaman istenen bir şey değil.

- Bu tür sistemi kurmayı ister görünen ama ne yapacağını aslında bilmeyen kadrolar gereksiz detaylar ve sorunlar ile süreci durdurabiliyorlar. Ben buna topu taca atmak diyorum.

- ERP ithal bir kavram, bu topraklarda yetişmediği için bir miktar doku uyumsuzluğu yaşanıyor.

Şimdi gelelim pahalı konusuna.

Her zaman bazı yazılımlar pahalı bazıları ise bütçeye uygun olmuştur. Genel olarak ise fiyatlar düşmektedir. Elbette her yazılım üreticisinin fiyatı kendisine kalmıştır ancak bugün için bir şirketin kendi çapına uygun bir yazılımı satın alabilmek için parası olabileceğine inanıyorum. KOBİ iseniz ortalama bir araba fiyatına, orta büyüklükte iseniz lüks bir araba fiyatına yazılım alabilirsiniz. Çok büyük iseniz zaten parasal bir sorununuz yoktur.

Fakat bazen de hiç olmayacak fiyatların konuşulduğuna ben de rastlıyorum. Diğer yandan kullanmayacağı yazılımların fiyatlarına bakıp “pahalı” sonucuna varmaya katılmıyorum. Bence artık konu yazılım fiyatından çok ben bununla ne yapacağım sorusunun cevabına bakmaktır.

Peki hizmet veya danışmanlık ücretlerini nasıl değerlendirmelisiniz …

Örneğin günlük 300-500 USD aralığında hizmet ücreti ödemek pahalı mı ? İlk bakışta “Evet – Evet – Evet” şeklinde bir cevap verebilirsiniz ancak bir de ERP şirketi açısından olaya bir bakın. ERP şirketi size gelip sorun çözecek olan kişiyi yaklaşık 1 sene yetiştirir … Arkadaşın 1 yıllık ücretini zarar hanesine yazar çünkü bu tür kişilerin hizmetlerini pek faturalayamaz. Sonra bir kişiyi yılda 200 gün çalıştırabiliyor ve bu sürenin de en iyi koşullarda % 60′ını ücretlendirebilir. Kısacası 120 günlük kısmını ücretlendirebilir. Şimdi diyelim ki ortalama 400 USD ücret alacak, hesaplarsanız yıllık 48 000 USD eder, bölün 12′ye, düşün şimdi şirketin masraflarını, Gelir Vergisini, SSK payını, benzin parasını, telefon parasını, her iki yılda bir değiştirilen bilgisayarı, kapladığı ofis alanını … Birde üzerine bu kişinin en az bir lisan bilen, üniversite mezunu bir arkadaşımız olacağını düşünün … Gördüğünüz gibi herkes haklı, alanda satan da … İşte yine Nasreddin Hocayı anmanın zamanı “sen de haklısın”.

Hizmetlerin ücretlendirilmesi ülkemizde bir sorun (giderek azalıyor) bu yüzden de hizmet şirketlerinin gereken yatırım yapamamasını ben anlayabiliyorum.

Bu açıklamamdan sonra bütün ERP şirketleri bana herhalde “eline sağlık” diyeceklerdir ama hesap bu. Bildiğiniz gibi kimseye de kendimi beğendirmek gibi bir kaygım yok. Ancak bu tür hizmetlerin gelişebilmesi için bazı yollar bulunmalı, yöntemler geliştirilmeli. Herkes elini bir miktar taşın altına sokmalı.

Bazı programların karışık olduğu düşüncesine ben de katılıyorum. Hatta bazen ekrana bakıp “program nerede” dediğim bile olabiliyor. Bu sonuç bir dizi olayın sonucu. Öncelikle yazanlar – kullanıcılar arasında her iki lisanı bilmeyen kişiler var ise veya hiç kimse yok ise bu sonuç kaçınılmaz. Tıpkı RedKit çizgi romanında olduğu gibi doğudan ve batıdan gelen demiryolları bir birlerine kavuşmaması gibi bir olay gerçekleşir.

-

ERP projesi yapan şirketler hangi niyetle bu işe başlarlar, işin bu kısmına girmeyeceğim. Ancak ne elde edebileceğiniz konusunda yapılan çalışmaları sizlere özetleyebilirim. Yapılan çalışmalar genellikle ABD kaynaklı, umarım bir gün ülkemizde de benzerleri yapılır …

1. Toplam envanterin azalması % 3 – % 24 arası

Diğer bir deyimle en kötü netice % 3 azalma en iyisi ise % 24. Azalmanın yanısıra muhtemelen stok karışımında da iyileşme olmuştur, diğer bir deyim ile arananın bulunma ihtimali de yükselmiştir.

2. Stok Kayıt Doğruluğunda % 90 – 97 aralığı

Bu çok önemli bir konu, bildiğiniz gibi bu konuda seminerlerde veriyorum. Stok Kayıt Doğruluğu sağlanmadığı takdirde zaten hem malzeme planlama hem de günlük yönetim çok ağır darbe yer. Aksayan üretim, fazla / eksik satınalma, düzensiz sevkiyatların oluşmasına yol açar. Dünya ölçeğinde alt limit % 95′tir, araştırmada 5 şirketten birinin %97 tutturduğu (% 20′si) görülmüştür. Şirketlerin % 30′u doğruluk oranında limitin altında kalmışlar ve % 90 değerine ulaşabilmişler, geriye kalanlar ise (% 50) % 94′e ulaşarak sınıfı geçmiş gibi olmuşlar.

3. Dönem kapatma süresi 3 – 7 gün arası

Ay sonu kapatma işlemleri açısından bakıldığında başarılı ERP kullanıcıları 3 gün civarında biten ayı kapatabiliyor, en kötü kullanıcılarda 7 gün içinde.

4. Üretim planına uyumluluk % 73 – % 96

En kötü değer yapılan plana % 73 uyumluluk, diğer bir deyimle üretim emirlerinin % 73′ü planlanan tarihte bitiyormuş. En başarılı grup ise % 96 uyumluluğa sahip. (Bu değer % 95 ve üzerinde olduğunda A-Sınıfı olunuyor)

5. Zamanında sevkiyat % 84 – % 98

Gelelim sonuçları en ağır olan konuya. Başarılı kullanıcılar % 98 oranında teslim tarihlerine uyum sağlıyorlar, yani 100 satır siparişin 98 satırı teslim tarihine uyumlu sevk edilmiş. Bu alanda kötü sonuç ise % 84 olmuş.

Bunlar gerçek sonuçlar, şimdi siz de kendi sonuçlarınızı düşünün, tartışın. Ölçümlerin nasıl yapılacağı hakkında sorularınızı bana yönlendirebilirsiniz. Burada yayınlanmasını uygun gördüğünüz tecrübeleriniz var ise benimle paylaşmanızı umuyorum.


ERP nedir, Kurumsallaşma nedir

ERP (Enterprise Resource Planning – Kurumsal Kaynak Planlaması) kısaltmasındaki en önemli harf ?E? harfidir. ERP?nin en önemli özelliği, firmanın bütün departman ve fonksiyonlarını tek bilgi sistemi içinde birleştirmeye çalışmasıdır. Bu entegrasyon yaklaşımı olağanüstü tasarruflar sağlamasının yanında çalışma hızını da arttırır. Diğer yandan bölümler arası entegrasyon işletme içinde dolaşan bilginin kalitesini de yükseltir. Zaten bilgi kalitesiz olduğunda  sürecin içinde bulunan insanlar lunaparkta korku tünelinde gibi hissederler, önce korkarlar ama sonra bütün olanlaarın yalan olduğuna alışırlar, işte bu nokta kişi veya bölümlerin kendi sistemlerini geliştirmeye başladıkları noktadır ve ERP sisteminizden bir fayda ummak istiyorsanız ışıkları yakıp hayaletleri kaçırmalısınız.

Kurumsal olmak hakkında internet üzerinde bir araştırma yaptığınızda komik, yanıltıcı, eleştirel bir çok yazıya rastlayabilirsiniz. Bence ”kurumsallık” bir firmanın sürdürülebilir yönetim ortamı içinde hem dış hem de iç ilişkilerinde operasyonel mükemmellik seviyesi olarak tanımlanabilir. Aile şirketleri de kurumsal olabilir, kime ait olduğu belli olmayan şirketlerde son derece az kurumsal davranabilir.

ERP’den beklenmesi gerekenin, firmaların operasyonel mükemmellik çalışmasına olumlu katkıda bulunması, onların iç ve dış ilişkilerini doğru bilgi ile düzenlemesi, hızlandırmasıdır. İşte bu nedenle bizce ERP çalışması ile kurumsallaşma çalışması iç içe yürütülmesi gerekir, önce biri sonra diğeri şeklinde gerçekleştirmeye çalışmak gereksiz zaman kaybıdır.

ERP şirketinizin performansını arttırır, kurumsal davranış biçimini geliştirir

ERP bir entegrasyon yaklaşımıdır. Peki niçin entegre etmeye, farklı çalışmaları veya bilgi kümelerini bir biri ile konuşturmaya çalışıyoruz ?

Bunun cevabı tekrarlardan kurtulmak, dolayısı ile tekrarların yaratacağı hatalardan arınmak, zaman kazanmak ve doğru kararları daha hızlı verebilmek için.

Örneğin sipariş girişi esnasında depo mevcudu ? üretilmekte olanlar – müşteriye ait finansal bilgiler bir arada göründüğünde satış bölümünün müşteriye vereceği hizmet hem daha hızlı hem daha kaliteli olacaktır. Hizmet daha kaliteli olurken çalışanların görev tanımları da değişmektedir. Böyle bir sistemde satış temsilcisinin tek görevi siparişi bir kağıda yazmak değil, siparişi tümüyle değerlendirmektir.

Çalışma biçiminiz, ERP entegrasyonu derinleştikçe değişecek, beraberinde firmanızın işleyişi standartlaşacak, denetimi ve izlenmesi kolaylaşacak, iş yükü tüm şirket üzerine dağılacağı için bireysel kurtarıcılar yerine takım oyunu ortaya çıkacaktır. İşte size özlenen,yönetilebilir kurumsal firma profili …

Ancak entegrasyonu sağlamak söylendiği kadar kolay gerçekleşmez, sistem içinde yer alan herkesin doğru zamanda doğru bilgiyi aktarması başlangıçta pek mümkün olmaz; bu noktada ERP sisteminin en iyi yanlarından biri size yardımcı olacaktır.

ERP, şirketinizi şeffaflaştırır, bu sayede aksilikler çok çabuk ortaya çıkar ve üzerinden fazla zaman geçmeden düzeltilmesi sağlanmış olur. Hatasından ders alıp onu hızlı düzeltmek işini iyi yapmak isteyen bir kurumdan beklenmesi gereken değil midir.

ERP projesi ne kadar sürer

ERP projesi ile operasyonel mükemmellik çalışması iç içe olduğu için aslında hiç bitmez, ancak giriş ve yaygınlaştırma bölümlerini bir takvime bağlayabilirsiniz. Gelişme bölümü ise iş hayatınız boyunca devam edecektir.

Giriş ve yaygınlaştırma aşamaları yapılacak işin büyüklüğüne, kadronuzun zenginliğine ve bu işe ayıracağınız süreye göre değişir. Bir fikir vermek gerekir ise 15-30 kullanıcılı bir projenin giriş kısmının 1-3 ay, yaygınlaştırma adımının da bir 3 ay daha sürmesi normaldir.

Yapılacak işi tarif edemediğiniz durumda ise süre tamamen belirsizleşir. Bu nedenle çalışma sisteminizi basitleştirip hedefinizi netleştirerek ERP çalışmasını yürütmelisiniz. Ancak işler genellikle böyle yapılmaz, eline güçlü bir yazılım geçiren şirket daha karmaşık iş süreçleri tarif etmeye veya en kötüsü edememeye başlayabilir, açıkların yazılım veya yazılımcılar tarafından kapatılabileceği düşünülür daha doğrusu buna inanılmak istenir. Yol uzar, ilgi dağılır, bir süre sonra nerede yürüdüğünüzü bile hatırlamaz hale gelirsiniz. Süreç analizi … sipariş geliyor – iş emri açıyoruz – sevkiyat – fatura şeklinde yapıldığında bir birinden farklı şirket mi var !. Süreç analizi ve süreç basitleştirme başlangıçta düşünülse de bir an önce başlama heyecanı içinde çoğunlukla unutulur … ama siz unutmasanız iyi olur.

Zaten önemli olan ERP projenizin ne kadar süreceği değildir, çünkü ERP uygulaması firmanızın iyileştirme çalışmalarının bir parçası olmalıdır ve iyileştirme çalışmaları hiç bitmez. Asıl önemlisi bu çalışmayı niçin yaptığınızı iyi anlamanız, hedefe odaklanmanız ve işinizi geliştirmenizdir.

Unutmayın, sizden sonraki nesiller sizden doğru dürüst çalışan, kurumsal bir şirket beklemektedir.

Nereden başlamalı

Düzgün çalışan, sürdürülebilir yönetime sahip şirket olabilmek için nereden başlamalı ?

Bu sorunun cevabı çok belli ama hiç kimse başkalarının cevabı ile işe başlamamalı, kendi cevabını kendisi bulmalı. Ancak bu sorunuzun cevabını bulmanıza çok katkıda bulunacak bir senaryomuz var.

Diyelim ki size piyangodan iyi bir para çıktı. Bununla bir şirket satın almak için danışman şirket ile görüştünüz ve kendinize ait bir şirket olduğunu onlara söylemediniz. Bir süre sonra sizin şirketinizi size satmak istediler (çünkü size ait olduğunu bilmiyorlar), şimdi fiyatı düşürmek için bulacağınız bütün gerekçeleri yok ederek işinize başlayabilirsiniz.

b2b_b2c_eiş2000 sonrasında İnternet kullanımının ucuzlaması ve hızlanması ile yeni işler, yeni hizmetler, yeni çalışma biçimleri de ortaya çıktı ve E-Commerce (E-Ticaret), B2C – Business To Consumer (Son Kullanıcıya Satış) ve B2B ? Business To Business (Kurumsal Müşteriye Satış) kelimeleri ile tanıştık.

Müşterilerinizin sizi meşgul etmeden sizin ürünlerinizi satın alması, kendi siparişlerini izlemesi, borçlarını izleyip doğrudan para ödemesi çikolatalı pasta gibi güzel bir şey. Bu tür bir otomasyon giderek şirketiniz için büyük tasarruf ve hareket kabiliyeti sağlayabilir. Bunların olabilmesi için öncelikle ?doğru ve hızlı çalışan bir firma sisteminizin olması gerektiğini? göz ardı etmemeniz gerekir aksi takdirde bugünlerde çok rastlanan ?ana sistemden kopuk dükkan? uygulamalarından birini de siz gerçekleştirirsiniz.

B2C uygulamaları ürünü son kullanıcıya taşıyan, onların satın almasını sağlayan, son kullanıcının beklentilerine göre düzenlenmiş hizmetleri içerirler.

Adı üstünde ?son kullanıcı?, diğer bir deyimle sonrası yok, ya da ?zincirin sonu?. Bu noktada bulunan firmalar elde ettikleri satış bilgilerini, şikayetleri ve servis bildirimlerini zincirde geriye doğru süratli bir biçimde paylaşmalıdır. Bu amaca uygun olarak satış faaliyetlerinin yanında kendi tedarikçilerinin ulaşabileceği ve bilgi alabileceği bir düzeni de düşünmelidirler.


1. Stok kartları ve ürün ağaçları içinde bulunan bilgi Mühendislik, Üretim, Planlama, Sipariş, Muhasebe bölümlerini tatmin etmelidir.

2. Malzeme kodları tekil olmalı, tek bir nesneyi işaret etmelidir.

3. Ürün ağaçları malzeme kodlarından oluşturulur, çizim numaraları bu kodlar ile aynı da olabilir farklı da ?

4. Ürün ağacınız planlanması gereken bütün nesneleri içermelidir.

5. Ürün ağacınızda en az sayıda seviye olmalıdır. Operasyon adımlarını gösterebilmek için yarı mamul kodlaması yapılmamalıdır.

6. Ürün ağacı değişiklikleri bölümlerin (ürün ağacının müşterilerinin) uzlaşması ile yapılmalıdır.
.
ERP sisteminizin,”onu kullanmaya başladığınız da” size kırmızı kartını göstermemesi için bu prensiplere sadık kalmanızı öneririm, gerisi size kalmış …

ERP sistemleri şirketinizin iş süreçlerini entegre ve koordine eden bir dizi bilgisayar uygulamasıdır. Bugün içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar herkesi daha az kaynak kullanarak daha çok iş yapmanın yolunu bulmaya mecbur ettiği için ERP uygulamalarının da itibarını arttırdı.

Şirketler yaşadıkları sıkıntıyı daha az personel ile çalışmak, ana işi olmayan bölümleri veya faaliyet alanlarını kapatmak veya yapılan işi daha verimli gerçekleştirmek gibi metodlar ile azaltmak istiyorlar. Doğal olarak temel faaliyetini minimum kaynak ve minimum süre içinde gerçekleştirenler diğerlerine göre daha şanslı. İşte bu süreç şirketleri tekrar en temel kurgularını gözden geçirmeye, ERP sistemlerine daha yakından bakmalarına sebep oldu.

İşlerin bol olduğu dönemlerde göze batmayan verimsizlik veya “önce büyüyelim sonra bakarız” yaklaşımı ile itibarını bir ölçüde yitirmiş olan ERP sistemleri işte bu dönemde tekrar gündeme geldiler. ERP sistemleri, hem kara gün dostu hem de yarın işler açıldığında daha hızlı hareket edebilmenizi sağlayacak temel bir araçtır.

ERP sistemleri niçin yöneticilerin öncelik listesinde yer almalıdır ?

1. ERP (Kurumsal Kaynak Planlaması) sistemi şirketinizin iş akışını yönlendirebilecek en temel aracınızdır. Onun sayesinde işinizi daha doğru ve daha hızlı gerçekleştirebilir, daha az emek harcayarak standartlarınızı koruyabilirsiniz. Bu sayede zor zamanları daha az yara alarak geçirmeniz mümkün olur.

2. ERP sistemi sayesinde kısa vadeli tasarrufların yanı sıra uzun vade içinde sorun yaratacak, bir biri ile konuşmasını bilmeyen uygulamaların şirketinizi sarmasına veya şirketinizde bilgi adacıklarının oluşmasına da engel olmuş olacaksınız.

3. ERP sistemi şirketinizin rekabet gücünü arttırabilir, etkin satış, satınalma ve üretim yönetiminiz sayesinde kazançlar da elde edebilirsiniz.

4. ERP bilgi işlemin değil bütün üst yönetimin ev ödevidir, bu nedenle yöneticilerin öncelik listesinde yer almalıdır.

ERP,  şirketleri, çalışanlarını ve iş ortaklarını iş yapma yöntemlerini yeniden düşünmeye, değişiklikler yapmaya çağırır ama insanların çoğu yıllardır izledikleri yolu değiştirmekten pek de hoşlanmazlar. ERP projelerinden umulan faydayı geciktiren sebeplerden biri de budur.

ERP projelerinin yarısı yazılım ise diğer yarısı bu değişimi yönetmek ve gerçekleştirmektir. Eğer ERP yazılımını etkin sipariş alma, imalatı yönetme, zamanında sevkiyat,  doğru bilginin firma içinde hızlı gezinmesi için kullanırsanız size fayda sağlayacaktır. Ancak ERP yazılımını kurarken kendi iş yapma biçiminizin olabilecek en iyi yol olduğunu, yazılımın buna ayak uydurması gerektiğini düşünür ve süreçlerinizin arasından gerekenleri değiştirmeyi hedeflemezseniz elde edebileceğiniz sonuçlara muhtemelen ulaşamazsınız.