Archive for Nisan, 2015

Bilirsiniz, şirketlerin raporlama dönemleri genellikle aylıktır. Diğer yandan incelendiğinde görülür ki (veya zaten biliyorsunuz) üretim yapan şirketlerde ayın ilk yarısında yapılan sevkiyat miktarı ile ikinci yarısında sevk edilen miktar oldukça farklıdır, dönem sonu yaklaştıkça sevkiyat hızı da giderek artar.

Buna Ay Sonu Sendromu (hokey sopası sendromu da denir) diyoruz, raporlama döneminin boyu ne olursa olsun genellikle dönem içinde davranış aynı kalır. Raporlama döneminin ilk yarısında işletme içinde verilen kararlar tezgah zamanlarının daha iyi ! kullanımına dönük olarak iş birleştirme yapılmasına, boş kalınmamasına ve birim zamanda en çok üretimin yapılmasına göre verilir… Dönem sonu yaklaştıkça ise bu düşünce biçiminin yerini “sevkiyat hedefini tutturmak” alır.

Bu andan itibaren hedef içeriyi boşaltmak ve ürünleri kapının önüne koymaktır … takip eden dönemin başından bir kaç gün alarak dönem kapatılır ve bir sonraki dönemin sonuna doğru tekrarlanmak üzere herşey normale döner.

Kıssadan Hisse : Raporlama döneminin boyunu ne kadar çok kısaltırsanız sendrom o kadar azalır, üretim içi akışınız normalleşir ve daha düzenli olur.

 

cengizpak_uyumsuzluk

ERP yazılımı kullanmaya başlayınca;

- tezgahlarınızın hazırlık süreleri azalacak mı ?

- kaliteli ürün üretmeye mi başlayacaksınız ?

- operatörleriniz daha mı yetenekli hale gelecek ?

- her dakika müdahale ettiğiniz, telefon edip sırasını değiştirdiğiniz üretim planınız bir anda tıkır tıkır işlemeye mi başlayacak ?

- tezgahlarınızın arıza yapma ihtimali azalacak mı ?

Bütün bunların sebebi ERP yazılımının olmaması veya kullanılamayışı mı ?
ERP yazılımınız ;

- satıcılarınızın imkansız teslim tarihi vermesini engellemeyecek …

- hesapları sizin verdiğiniz bilgiye göre yapacak …

- üretiminizi kayıt altına alacak, stoklarınızı daha hızlı güncelleyecek tabi ki siz ürün ağaçlarınızı güncel durumda tutabilirseniz …

- hızlı rapor verecek elbette rakkamlarınız doğru ise bunun size faydası olacak yoksa olmayacak …

Bunların hepsi önemli elbette fakat bütün bunlar daha hızlı üretmenizi sağlamayacak, verimliliğiniz artmayacak.

Bugün için şirketinizin yöneticileri bir yazılım olmadan da sorunları görebiliyor olmalıdır, şirketinizi bir ekrana bakarak yönetebileceğinizi düşünüyorsanız bence fazla iyimsersiniz. Çünkü bu konu yazılımların boyunu aşar.

Problemlerin üzerine giderken bütün silahlarınızı kuşanmalısınız, yazılım sadece 1 tanesi. Her problemin çözümü ona göre bir teknik kullanılarak gerçekleşir. İş yapma biçiminiz gerçek bilgiye dayanmalı, analitik düşünme yeteneği olan insanlar ile çalışılmalı, sakin olunmalı ve ıvır zıvır ile uğraşılmamalıdır. Bizim zamanımızda buna ” ehemmi mühimme tercih etmek ” denirdi, şimdi ne deniyor bilmiyorum.

cengizpak_kusatma

 

Benim önerim “problemleri kuşatma” tekniği ile çözmek.

Buna göre bir yandan kayıpları azaltacak adımlar atılırken diğer yandan bilgi sistemi oluşturulmalı, şirketin rekabetçi parametreleri üzerine çalışılırken diğer yandan kalıcılık için farklı eksenleri içeren bir karne çalışması yürütülmelidir. Ortada kalan problem muhtemelen paramparça olacaktır.

Bunlar aynı anda yapılabilir mi ?

Bence evet, hatta yapılmalıdır.

Ama sizin çok vaktiniz var ise uç uca eklersiniz … 10 yıl falan uğraşırsınız, insanlar çıkar sonra başkaları gelir, yapılanlar unutulur veya beğenilmediği için tekrar yapılır … sonra bu işler nasıl daha hızlı yapılır diye seminerlere gidersiniz … zaman akıp gider.

Halbuki etkin bir koordinasyon, işe bilgili ve hızlı insanlar ile başlamak, nihai resmi görebilen bir ekip 10 yılı 1-2 yıla indirir, ilk günden itibaren de para kazandırabilir.

Sonuç olarak ERP’nin şirketler ile bir uyumsuzluğu yok ama uygulama biçiminin çok etkin olmadığını düşünüyorum.

girisimcilik_cengizpak_01
Eğer büyüyen bir pazarın içindeyseniz yeni şeyler bulmanız gerekmez çünkü problemleriniz daha azdır. Pazar büyüyor, müşteri sıkıntısı yok ise yeniliklere de gerek olmayacaktır.
Girişimcilik olarak bakıldığında ise “yeni” konusu ortaya çıkıyor (bence fikrin yeni olması gerekmez ama genel algı bu yönde). O zaman doğal olarak araştırma, fikirleri test etmek gibi aktiviteler hem ön planda hem de önemli olacaktır.
Kaliteli İş Fikirleri ile ortaya çıkabilmek için çalışmalısınız (kötü haber) :

* Kendinizi eğitmeye zaman ve para ayırmalısınız, bunu uzun süre yapmalısınız. Başarılı iş fikirleri büyük ihtimalle öğrendiklerinizin içinden çıkacaktır.

* Fikirlerinizi belirgin bir metod / algoritma kullanarak test etmeyi öğrenmelisiniz. Bu sayede hangisini takip etmeniz gerektiğini hatasız olarak kararlaştırabilirsiniz.

Bunun için önce stratejik olanlar ile fırsat içerenleri ayırmak iyi olabilir. Fırsatlar kısa dönem için kaynak sağlayacak gibi görünecektir ancak sizi uzun vadeli hedefinizden uzaklaştırabilirler. Bu tür sapmalara karşı dikkatli olunmalıdır.

* Başarılı olmak isteyen girişimciler yeni fikirlerin “pazar geçerliliğini” hesaplamak için çaba göstermelidir. Bunun için pazar bölümlendirmenin (market segmentation) temel sorularını sormalısınız.

* Fikrin kendinize uygun olup olmadığını anlamak için SWOT Analizi gibi yöntemlere başvurmalısınız. Bu sayede kendi güçlü ve zayıf yanlarınızı fırsatlar ve tehditler karşısında görmüş olursunuz.

* Alternatif maliyeti unutmayın. Bir şeyi yapıyor olmak muhtemelen başka bir şeyi yapmıyor olmak sonucunu yaratacaktır.

* Başarılı girişimciler seçtikleri fikri uygulanabilir bir plana çeviren kişilerdir. Uygulanabilir iş planı olmadığı sürece her şey kağıt üzerinde kalacaktır.