Archive for Ağustos, 2014

“The soul never thinks without an image – Ruh bir resim olmadan düşünemez”. Bu cümle Aristo’ya ait; farklı çeviriler olabilir, bu yüzden ingilizcesi ile birlikte kullanıyorum.  Aristo’nun söylemek istediği şey belli, pazarlama kitaplarında “bir resim binlerce sözcüğe bedeldir” sözünün de kaynağını bu sayede bulduk galiba.

Şimdi gelelim niye bu konudan bahsettiğime …


Konu şirketlerin stratejik planlaması ile ilgili olduğunda aklınıza masanın üzerine yığınlarca döküman, dosya geliyor olabilir. Bu kadar karmaşanın içinden ise stratejik planlama elbette çıkmaz, bir miktar uzaktan, geniş açı ile bakabilmek gerekir stratejik planlama için.

Şirketiniz küçük veya büyük, şu anda sıkıcı günlük dertler ile uğraşıyor olun olmayın bu iş önemli, stratejik planlama sadece büyüklerin işi değil, büyümek isteyen herkesin ilgilenmesi gereken bir konu. Eğer şu anda bana ne bunlardan, az sonra ödemeyi nasıl yapacağım veya kapıdan bu siparişler bugün nasıl çıkacak diye düşünüyorum diye söyleniyor iseniz … Bu bir sonuç, daha önce yapmadığınız veya hatalı uyguladığınız stratejinizin bir sonucu …

Temiz bir stratejik vizyon için “büyük resmi” görebilmelisiniz.

Mesela, alın şimdi karşınıza bir dünya haritası ve İstanbul – Venezuela arasında bir teknenin izleyeceği yolu çıkartın, bir miktar hata yapacaksınız (ticaret rüzgarlarının enlem aralığını bilmiyor iseniz) ama yolu mutlaka çizebileceksiniz ve şimdi yolu biliyorsunuz. Eğer uzaktan değil de çok yakından bakarsanız işiniz güçleşecek, sık sık ileri geri hareketler yapacaksınız.

Bir de şu başınıza hiç geldi mi, özel işaretleri olmayan düz bir şehirdesiniz ve bir anda yön kaybına uğradığınız (özellikle metrodan çıkınca), aklınızda şehrin haritası yok, özel bir nirengi noktası yok … İşte bu yüzden “büyük resim” önemli.

Tabii uzaktan bakıyor olmak konulardan bi haber olmak değil.

Klasik stratejik planlama süreci zaten problemin ne olduğunu da açıklıyor ama anlamak çok az insanın işine geliyor.

Şirketin farklı bölümlerinin hazırladığı raporlar (bunlar çoğu kez anlaşamayan bölümlerdir), sektör ve rekabetin uzun anlatıldığı kısımlar (6 kör adamın fil tarifi gibi bir şey), sonra pazar payının nasıl arttırılacağı, maliyetlerin nasıl azaltılacağı, yeni pazarların nasıl zapt edileceği ve hedefler, iş listeleri, “yapmak gerekir” cümleleri … bütçeler, tablolar …

Gerçekten yöneticilik, yönetim kurulu üyeliği zor bir iş, bu kalabalığın içinde boğulmamak için iyi yüzme bilmeli, nefesinizi tutarken beyinsel faaliyetlerinizi korumalısınız. Çünkü bu fırtınanın içinden sağ salim çıkmalı ve doğru kararları verebilecek enerjinizi korumuş olmalısınız. Elbette zor bir iş, bir düzine insan size türlü türlü negatif cümleler ile birlikte inanmak istediğiniz vaatler listeledi, şimdi bunları bir kenara itip “hedefe giden yolu netleştirmeniz” oldukça fazla pozitif enerjiye ihtiyaç duyacaktır.

Bilinen bir şey var : Çok az stratejik plan hayata geçiyor.

Stratejik planlama çalışmalarının çoğu yapılması gerektiği için yapılıyor, kullanılması için değil. Çoğu saha çalışmasına, belirgin bir pazarlama planına dayanmıyor (evet pazarlama planı dedim …). Hatta çoğunda hedef cümle yerine hamaset dolu bir paragraf bulunuyor ve doğal olarak hedefiniz bulanık olduğuna göre ona giden bir yol (stratejik plan) bulmak da imkansız hale geliyor. İşte bu bulanıklık ile yöneticilerin konfor zonu birleşince konjonktür herkesi sürüklemeye devam etmiş oluyor.

Yön kaybını şirketin göbeğinde göremeyebilirsiniz, bu çok doğal. İşte bunun için olaylara biraz uzaktan ve hedefiniz ile ilişkili olarak bakabiliyor olmalısınız. Şirketinizin yönetim odasını bu şekilde çalışacak şekilde organize etmelisiniz. Diğer türlü hayatınız hatalı yapılan sevkiyatların sebeplerini aramak ile geçecektir.

Eğer kullanırsanız bunun için yöntemler var

Strateji Piramidi misyon cümleniz ile günlük operasyonunuz arasında (sipariş alma, iş emri yayınlama, maliyet hesaplama) bulunan katmanları gösterir. Stratejik planlama yaklaşık olarak bu piramidin ortalarında yer alır. Yeri önemli değil ama basması gereken zemin önemli …

Stratejik planlama ile operasyonunuz arasında kurumsal karne – balanced scorecard bulunur. Çoğu kez bu karne şirketin raporlaması veya dönem sonu sunumları ile karıştırıldığı için stratejik plan havada kalır, itibarsızlaşır.

İşte bu yüzden stratejik planı hazırlarken kullanılacak yöntemler ile hazırladıktan sonra hayata geçirirken kullanacaklarınızın hakkını vermeniz gerekir.

Sunum nasıl yapılır, iyisi nasıl olur gibi konularda İş Bankasının İŞ’TE KOBİ ekibinin konuğu olmuştum. Aşağıda www.istekobi.com.tr sitesinde video olarak yayınlanan sunumlarımın listesini sizinle paylaşmak istiyorum.

Bu çalışmayı hazırladıkları için İŞ’TE KOBİ ekibine teşekkür ederim. İşte video başlıkları …tıklayın, seyredin.

Sunuma Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gereken Teknik Özellikler

Sunuma Başlarken İlk 60 Saniyenin Önemi Nedir?

Etkili Bir Sunumun Süresi Ne Kadar Olmalıdır?

Sunum Esnasında Ses Kontrolünü Sağlamanın Kolay Yolları

Sunumun Soru ? Cevap Bölümü Nasıl Etkin Yönetilebilir?

Sunum Yapmanın Amacı ve Önemi Nedir?

Bir Sunuma Başlamadan Önce Dinleyicileri Tanımanın Önemi

Etkili Bir Sunum İçin Faydalı Teknolojiler: SUNUMATİK ve Diğerleri

İnteraktif Hale Gelen Sunumu Kontrol Altında Tutma Yöntemleri

Etkili Sunum Yapabilmek Kariyerinizi Nasıl Etkiler?

Sunumda Kullanılan Görseller Ne Kadar Önemlidir?

Dış Görünüm, Kıyafet, Duruş Gibi Etkenler Sunumu Nasıl Etkiler?

Etkili Bir Sunum Nasıl Bitirilmelidir?

Topluluk Önünde Rahat Konuşabilmek İçin ?5N1K?

Hatırlanacak Bir Sunum İçin Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler

 

yoneticiniz

Şirketiniz yakın zamanda sıçrama yaptı. Şimdi yaygınlaşma, bastığı yeri sağlamlaştırma ve sinekten yağ çıkartma dönemi içinde kalmak istiyorsanız size şöyle bir yönetici iyi gelecektir :

- Sabırlı ve titiz, ince eleyen sık dokuyan

- Biraz tutucu, yeniliklere ne gerek var diyen

- Kuralları seven ve uygulayan

- Satış tahmini yaparken geçen yıl + % 10 diye düşünen

- Masraf bütçesi yaparken ise geçen yıl – % 10 diye hesap yapan

Sonra siz statükoyu koruyup davetlere katılırken eğer rekabet sizin bu konfor zonunuza göz koymaya niyetlenir ise onlara da şöyle bir yönetici gerekecek :

- Sabırsız, doğrudan sonuca odaklı (hedef sizsiniz)

- Savaş alanından uzlaşma ile çıkmak istemeyen

- Yaratıcı, hesap yapmak yerine uygulayan

- Satış tahmini yaparken geçen yıla bakmayan

- Masraf bütçesi nedir pek anlamayan (anlıyor aslında ama umursamıyor)

- Siz darmadağın olana, kovulana veya siz onu işe alana kadar durma niyeti olmayan

Elbette her iki dönemin danışmanları da farklı.

İlk durumda adım adım gidelim, ancak bir deli suyun derinliğini iki ayağı ile test edermiş zaten diyor olup tek ayağı ile bile derinlik testi yapmayanlar ile zaman geçiriyor olmalısınız. İkinci durumda ise pazarlama aklı ön planda olan, doğrusal olmayan sıçramalar yapmayı kafasına koymuş olan birilerini bulmalısınız.

Umarım ikincisine ihtiyacım olmaz diye dilek tutuyor iseniz size bol şans dilerim.