Archive for Haziran, 2012

Bilmem ne binasının açılmasına hazır mısınız ?
Dijital dünyadaki değişimi hissetmeye hazır mısınız ?
Binamızın dışını boyadık görmeye hazır mısınız ?
Yeni yoğurdumuza hazır mısınız ?
Patlıcan oturtma var hazır mısınız ?
Akşam size geleceğiz hazır mısınız ?

Bu aralar kendimi pek hazır hissetmiyorum, o binayı açacak şirket açılışı durdursa,
dijital dünya değişmese ya da bana ilişmese, binayı eski rengine tekrar boyasanız,
yoğurt yemesem olmaz mı ?, patlıcan oturmasa da yürüse, akşam siz gelmeseniz de başkaları gelse …

Son iki “hazırmısınız” bence diğerlerinden daha anlamlı ama şirketler ilk dördü üzerine kurulmuş reklamlara, sloganlara para dökmeye devam ediyor. Sanki hazır değiliz desek başka bir şey yapacaklar veya sanki binalarını açacakları için ben bir hazırlık yapacağım.

Bu kullanım şekli ile “Hazır mısınız ?”  sorusu bence dijital bir soru, yani anlamsız, ben de bir şey uyandırmayan, beni bir şey yapmaya veya yapmamaya yönlendirmeyen bir soru.

Örneğin bir firma piyasaya yoğurt çıkartacak ise niçin hazır olup olmadığımızı soruyor ?

Peki cevabımızı bekliyor mu ? Hayır.

Veya madem sormak istiyor niçin gelip tek tek sormuyor ? Bak arkadaş ben bir yoğurt yaptım, haftaya çıkartmayı düşünüyorum, hazır mısınız yoksa değil misiniz ? Gelse, sorsa amma ilginç olurdu. Bence yüz yüze gelindiğinde soruyu sorana bön bön bakacağımızı biliyor ve onun için bu şekilde sormuyor.

Peki milyonlar harcayıp reklam verince ona yine bön bön bakacağımızı bilmiyor mu ? Bence bilmiyor.

Ben zaten o binayı açacağım, şimdi söyleyecek laf bulamadığımız için size hazır mısınız diye soruyoruz yerine niçin “binamızın açılışında görsel bir şölenin arkasından …… konserini dinleyebileceksiniz” demiyor; dese belki o bölgede trafik tıkanır (herhalde trafiğin tıkanmasını istemediler).

Dijital TV’mizin şusunu busunu değiştirdik, belgesel seyrederken filin kuyruğunu hissedeceksiniz dese belki bir döner bakardık.

Binamızı 1 Km uzaktan gece – gündüz görebilmeniz için özel bir boya ile boyadık dese belki merakımız artardı.

Yeni yoğurdumuzu soğutun, içine meyva doğrayın … dondurma yiyormuş gibi hissedeceksiniz demiş olsalardı sizce de daha dikkat çekici olmaz mı ?

(Lütfen bu fikirlerimi kullanmayın, eğer kullanırsanız en azından banka hesabıma üç beş kuruş gönderin)

Patlıcan ve akşam gelecekler için yeni bir cümle yazmama gerek yok, keşke patlıcan oturtma yerine başka bir şey olsaydı ve bu akşam balığa çıkıyor olsaydım !

Dijital ifadeler ile dert anlatabilmek, dikkat çekebilmek ne yazık ki mümkün değil. Bunun sebebi bizim insan olmamız, kısacası biz bundan anlamıyoruz. Paranızı sokağa dökecek iseniz doğrudan doğruya dökün ve tüm ilgiyi üstünüze çekin … işte size çok ilginç bir fikir daha.

Her zaman başarılı olamayız, bazen başarılı bazen başarısız bazen ise “no – event” durumu ile karşılaşırız.

Birisine niçin veya nasıl başarılı oldun diye sorduğunuzda içinde bol bol “ben” geçen (az sayıda “biz” olabilir) cümleler duyarsınız. Aynı kişiye niçin başarısız olduğunu sorduğunuzda ise olay ile kişinin bir birinden ayrılmaya başladığını görürsünüz.

- Oyuncağım kırıldı (Ben oyuncağımı kırdım yerine)

- Pazar bu ürün (fikir) için hazır değildi (Ben müşterinin ne istediğini anlamadım, anlamak istemedim yerine)

- Tedarikçilerimiz bizi yarı yolda bıraktı (Ben tedarikçilerimin imkanlarını ölçmedim, onlara ödeme yapmadım, onlara kötü davrandım, onları seçemedim … yerine)

- Ama rakibin fiyatı bizden düşüktü (Ben maliyetimi zamanında düşürmedim, pazarda oluşan fiyatı izlemedim … yerine)

Hep birileri, bazı olaylar suçludur ve bizim bir suçumuz, hatamız yoktur !

Bir şey veya şeyler olmuştur, hiç beklenmedik, tamamen bizim dışımızda … Kader.

İşte bu savuşturma “ders alınmasını” engeller, içimiz rahatlar ve öğrenmeden yola devam etmek isteriz. Çünkü bu kolaydır.

Başarılı olmayı kafanıza koydu isek hatalardan ders çıkartmalıyız, hatta başkalarının hatalarından da faydalanmalıyız. Sebebi görmeli, içimizde hissetmeli, dersimizi almalı ve yolumuza devam etmeliyiz.

.

ERP projenizde kısa sürede ilerlemek istiyorsanız Stok Kayıt Doğruluğu Nasıl Sağlanır ve Stok Sayım Teknikleri Nelerdir ? seminerine katılmalısınız.

Bilgisayarınızda gördüğünüz stok mevcutları ile fiziksel sayımlarınız her seferinde farklı çıkıyor ise ?veya ERP/MRP çalışması içinde iseniz veya doğruyu söyleyen maliyet rakkamları peşinde koşuyorsanız ?stoklarınızın kayıt doğruluğu? için büyük bir adım atmalısınız ?

.

Bilgisayarınızın gösterdiği stok mevcutları ile gerçek birbirinden farklı olduğunda bir dizi problem yaşarsınız. Halbuki dünya ölçeğinde, kurumsal bir şirket olmanız için doğruluk oranınızın en az % 95 olması gereklidir (100 farklı kalemden sadece 5 tanesinin sayım ile kayıt miktarlarının farklı olma durumu).

Bu seminerde şirketinizin stok kayıtlarının 90 gün veya daha kısa bir sürede % 95 doğruluk seviyesine nasıl ulaştırabileceğinizi, bu seviyeyi farklı Sayım Yöntemleri ile nasıl devam ettirebileceğinizi öğreneceksiniz.

Stok kayıtlarınız doğru olmadığında satış ? üretim ve satınalma bölümleriniz hatalı çalışır, şirketiniz imkansız tarihler için sözler verir, zor duruma düşer ?

Stok Kayıt Doğruluğu Seminerinin İçeriği

- Stok Kayıt Doğruluğu nasıl hesaplanır
- Tolerans değerlerine nasıl karar verilir
– 3 aşamalı Stok Kayıt Doğruluğu metodu nedir
- Stok açılış kayıtları nasıl elde edilir
- Hangi sayım yöntemlerini kullanabilirsiniz
- Cycle Counting nedir
- Kısmi sayım için 4 örnekleme yöntemi nasıl kullanılır
- Sayım tekrarlama frekansı nasıl hesaplanır
- Şirketinizde örnek projeyi nasıl yapacaksınız

Kim Katılmalı

Lojistik ve Satınalma Yöneticileri, ERP/MRP Uygulama Grup Üyeleri, Depo, Üretim ve Sevkiyat Bölümü Çalışanları, Yalın Üretim Takımı Üyeleri, Maliyet Muhasebesi ve Bilgi İşlem Sorumluları.

Bu seminere niçin katılmalısınız

ERP ve Tedarik Zinciri çalışmalarının tam ortasında yer alan ?Stok Sisteminiz? hatalı sonuçlar ürettiğinde ERP, Tedarik Zinciri veya MRP çalışmalarınız ağır darbe alır ve tedarik zi

nciri içinde zayıf halka durumuna düşersiniz.Tedarik zinciri içinde zayıf halka olmak ise iş kaybı, daha fazla taviz, müşteri kaybı gibi ciddi sonuçlar doğurabilir.

Bunun alternatifi ise sağlıklı bir stok sistemine sahip olmak; bu sayede bedeli yüksek problemlere en baştan engel olmaktır.

Sertifika

İlgili kurum tarafından katılım sertifikası verilecektir.

Kullanılan Kaynaklar

Inventory Record Accuracy ? Roger B. Brooks & Larry W. Wilson
Manufacturing For Survival ? Blair R. Williams
Production and Inventory Management in the Computer Age ? Oliver W. Wight

cyclecounting_header

Stok Kayıt Doğruluğu ve Stok Sayım Teknikleri Seminerinden Örnekler

—————————————————————————————-

Kurum içi eğitim almak isterseniz aşağıda bulunan teklif isteme formunu doldurunuz …

Kurumsal Eğitim Talep Formu



İsminiz

E-Posta adresiniz

Firmanızın İsmi

Telefonunuz

Size Nasıl Yardımcı Olabilirim

Adresiniz

—————————————————————————————-

Maliyetinizi mi azaltmak istiyorsunuz ?

Gerçekten istiyor musunuz ?

Sıfır maliyet konumunun gereklerini yapmaya, uygulamaya hazırsanız mesele yok … Bakalım neler yapılmalı.

İlk hazmedilmesi gereken lokma “yeni bir şey yapmadan” maliyetin azalmayacağıdır.

İkinci konu ise maliyetin azaltılmasının ucuza satın alma fikrinin ötesinde olduğunu görmeniz.

Üçüncü konu ise yapmakta veya kullanmakta olduğunuz bir şeyler eksiltilmeden maliyetin azalmayacağı.

Şimdi problemden biraz uzağa gitmelisiniz, uzayda biraz yükseğe çıkmalı ve olaya uzaktan bakmalısınız.

Örneğin aşağıda bulunan şekilde kaç adet siyah nokta var, sayar mısınız ….

Gözleriniz bozuk değil ise sayamamıyor olmanız lazım, devamlı değişen sayıda siyah nokta bir var olup bir yok oluyor. Aklınız hiç olmadığını söylüyor olabilir ama ya gözleriniz !

Şimdi kalkın masadan, biraz uzaklaşın ekrandan ve tekrar bakın, bakalım kaç nokta var ?

Az önce problemin içindeydiniz şimdi ise biraz dışında … İşte uzayda biraz yükselmenizi bunun için öneriyorum.

Evet gelelim ikinci sorumuza …

Bir canlı “en az enerjiyi” hangi konumda harcar ?

- Hareket etmiyorken değil mi ? Peki şirketinizin en az maliyet noktası nedir o zaman … Eğer siz hiç kıpırdamaz iseniz, birileri paralarını size getirip gökten aşağı inen ürünlerinizi satın alıp giderler ise ne güzel olurdu değil mi ? İşte “vizyon” bu bence ! Zaten şirketlerin vizyon cümlelerinde “ileride bulunmak istenen nokta” tarif edilmesi gerekmiyor mu ?

Şimdi vizyon bu ise “misyon” ne olmalı. Yani biz niye varız, müşteri niçin bizden alsın, bizim müşterimiz kim ?

Maliyetimizi azaltmamıza yardımcı olacak “müşteri grubunu” bulmalıyız. Eğer maliyetimizi arttıracak müşteri grubuna yakalanmış isek fiyatlarımızı gözden geçirmeye başlama zamanı gelmiş demektir.  Bu aşama önemli çünkü “müşteriden başlayan” ve “geriye doğru getirilen” süreç bize bir aşama sonra yürümemiz gereken maliyet yolunu gösterecek.

Aşamalar şöyle :

1. Hedef müşteri grubunun ve beklentilerinin tarifi

2. Bulunduğumuz noktanın tarifi

3. Bulunduğunuz noktadan hedefe gidecek yol

Neyse bu kadar strateji bence yeterli, şimdi gelelim aksiyon planına, ne de olsa bize plan değil pilav lazım (bu sözü hatırlıyacak kadar eski doğumlu olanlar halen mevcut, bu özlü sözü kim söylemiş bulun bakalım).

Tedarikçiyi tatlı-sert yöntemler ise ucuza satması için ikna etmek, kaçak işçi çalıştırmak, komşu firmanın deposuna tünel açıp malzeme aktarmak, alıp ta ödememek gibi hızlı sonuç veren yöntemlerin dışında maliyet azaltma çalışmasının sürdürülebileceği bence en az iki eksen var. Çok klasik olacak ama bunlardan biri dışa diğeri ise içe dönük eylemler.

Dışa dönük olan eylemler müşterileriniz ve pazarınız ile ile ilgili. Müşterilerinize istediklerini vermeniz, onların değer vermediği konuları anlayıp ürün tanımınızdan bunları çıkartmanız sayesinde maliyeti azaltırken tüketicinin algıladığı değer artmış olacaktır. Bunun için izlenebilecek yöntemler var, örneğin “hedef maliyet çalışması”, “müşterinin sesini duyma çalışması – VOC”,”rakiplerin müşteriyi ne yönde koşullandırmaya çalıştığının anlaşılması” gibi projeler ile çok önemli adımların atılması mümkün.

İçe dönük eylemlere bakarsak liste daha uzun…

Stok, stokların yaşı, elinizde bulunan stokların hizmet kalitesinin ölçülmesi, IQR analizi, kayıt doğruluk analizi ve ihtiyaca göre yapılacak satınalma planlaması kendi başına bir konudur.

Bir diğer üretim içinde operasyonel verimlilik konusu, elinizde bulunan üretim imkanlarının kullanımını ortaya çıkartacak olan OEE analizlerini yapabilir noktaya gelmek, sonuçlarını “kayıplarınızı” azaltacak şekilde kullanmak ile önemli tasarruflar sağlanır.

Başka bir konu ise yine üretim alanında “hareket” analizi yapmak buna “standart work” çalışması da diyebiliriz. Her ne kadar biraz farklı iseler de sonuçta “işi yapma haritanız” ortaya çıkacak. Örneğin kesikli imalat uygulamasında istasyonlar arası bulunan stok sizin bu çalışmanızın önemini azaltır, konuyu soğutur. Ancak ortada bir hat var ise kayıp o hat üzerinde bulunan bütün operasyonların kaybı olacağı için konu ciddileşir.

Kayıt yapmak için harcanan süre, kayıt kontrolu için harcanan süre, süreçlerinizin içinde bulunan değer katmayan adımların keşfedilmesi ve yok edilmesi … Belki de şirketinizin her gün yaptığı 1000 eylemin 400 adedi bu sayede yok olurken yerine size daha fazla değer katacak 200 yeni adım ekleyeceksiniz … veya hiç eklemeyeceksiniz.

Müşteriye hızlı bilgi aktaran bir B2B sistemi yıllar geçtikçe büyüyen bir tasarruf kaynağı olabilir, e-satınalma, e-satış ve e-bilgilendirme sayesinde binlerce saat tasarruf sağlayabilirsiniz …

Firmalar ERP sistemlerini de buna benzer amaçlar için kurmak ister. Aksilikler ve maliyet azalsın, işler izlenebilsin, hesaplamalar daha hızlı ve kesin olsun gibi hedefler için ERP yazılımları satın alınır. Eğer uygulamayı başarırsanız faydalı da olur. İlk faydası şirketinizin büyümesi ve iş hacmi artışını mevcut kadrolarınızı çok büyütmeden karşılayabilecek olmanızdır, ERP sisteminin sağlayacağı otomasyon sayesinde bu mümkün olmaktadır. İkinci faydası ise karar verebilmeniz için daha net ve hızlı bilgi sağalayabilecek olmasıdır.

Say say bitmez … Peki niçin yapmıyorsunuz, niçin maliyetinizi azaltabilecek bir çalışmayı erteliyorsunuz, niçin iyileştirme projeleri genellikle “negatif” davranış ile karşılaşır, niçin “bizde” olmaz diye düşünülür, hatta niçin hiç düşünülmez ?

Öncelikle bunun cevabını kendinize siz vermelisiniz ama benim de ekleyeceklerim var.

Ben bu konuyu “israf” konulu seminerimde işliyorum, seminere katılanları 2 gruba ayırabilirim.

1. Hakikaten ben olaylara böyle bakmamıştım, bana ve şirketime faydalı noktalar öğrendim.

2. Ben de biliyordum bunları, peki şimdi hangi tuşa basacağım.

Aslında bu konu size anlatıldığında “evet,biliyorum” tepkisi vermeniz normal, ihtiyacınız ise bu çizgiyi aşıp yöntemi pozitif bir yaklaşım ile anlamaya çalışmanız. Zaten bir şirketin “iyileştirme” çalışmaları karşısında aşması gereken engel de budur, kısacası “biliyoruz bunları sen bize farklı bir şey söyle” yaklaşımı çok “hazır” bir tepki olduğu gibi o sırada anlatılmakta olan yöntemin detaylarını kaçırmanızdan ve sonra da “savunma” konumuna geçmenizden başka hiç bir işe yaramaz.

Diğer yandan uygulama alanında kan, ter ve gözyaşı olacağı aşikardır. Şimdi düşünsenize “öyle bir düğme olsa” konunun danışmanları size gelip o düğmeye kendileri basarlar ve bu işi yaparak onlarca kat fazla para kazanırlar. Böyle bir yol olmadığı için onlar anlatıyor ve siz de uyguluyorsunuz … İyi haber birden fazla yolunuz olduğu kötü haber ise çalışacak olmanız.

Stratejik Planlama ve Yeni Müşteri Evreni : Hangi Metodları Kullanarak Yeni Müşteri Evreninizi Kolayca Bulabilirsiniz ? … Yeni Müşterilerinizi Bulma Algoritmaları

Stratejik Pazarlama ve Yeni Müşteri Evreni Seminerine Niçin Katılmalısınız ?

Müşterilerinizin sayısını aklınızdan geçirin ardından da “müşteri olmayanların”. Hangisinin sayısı daha fazla ?

Müşteri olmayanlar evrenine ulaştığınızda muhtemelen bugünkü rekabetin dışına da çıkmış olacaksınız. Bu sayede büyümenizi sağlayacak geniş olanaklar ve rakiplerinizin sizi taklit edene kadar geçen süre içinde belki bulduğunuz alanda lider haline gelecek ve “devamlı saldırmak” yerine “savunma yapmanın lüksünü” yaşayabileceksiniz.

Bu çalışmaya katılarak yeni müşteri evreninizi keşfedebilmeniz için bilmeniz gereken yöntemleri, bakış açılarını ve soru sorma kurgusunu tecrübe etmiş olacaksınız.

Kimler katılmalı

Şirket üst yönetimi, iş sahipleri, danışmanlık hizmeti verenler, pazarlama ve satış yöneticileri ve ekipleri, stratejik planlama çalışması yürütmekte olan kişiler.

Yeni Müşteri Evreninin Keşfi Seminer İçeriği

Pazar Bölümlendirmesi ve yeni müşteriler

Ürün Yaşam Eğrisi ve yeni müşteriler

Pazar sınırlarını yeniden keşfedilmesi ve yapılandırılması

Mevcut talebin ötesine ulaşmak ve müşteri olmayanlar evreni

Doğru Stratejik Sıra ve Alıcı Fayda Haritası

.

Stratejik Pazarlama Seminerleri hakkında bilgi için tıklayınız >>>
—————————————————————————————-

Kurum içi eğitim almak isterseniz aşağıda bulunan teklif isteme formunu doldurunuz …

 

 

Kurumsal Eğitim Talep Formu



İsminiz

E-Posta adresiniz

Firmanızın İsmi

Telefonunuz

Size Nasıl Yardımcı Olabilirim

Adresiniz

—————————————————————————————-